Şrift ölçüsü:
A+
A
A-
07 Ocak 2017

“Suriye Skandalı”: Doğu Halep’teki NATO Silahları Ve Personeli

El Nusra üyesi militanlar Suriye kuvvetleri tarafından Doğu Halep’in dışına itildiğinde şehirde, çoğu NATO ibareleri taşıyan silah ve cephaneliklerden oluşan dev stoklar bulundu. NATO personelinin yakalandığına dair önceki haberler geri çekildi, zira NATO’yu utanç verici bir duruma düşürmemek için anlaşma uyarınca, militanlarla birlikte otobüslerle şehirden ayrılmalarına izin verildi.

Welayet News - El Kaide’nin yerel kolu El Nusra üyesi militanlar Suriye kuvvetleri tarafından Doğu Halep’in dışına itildiğinde şehirde, çoğu NATO ibareleri taşıyan silah ve cephaneliklerden oluşan dev stoklar bulundu. NATO personelinin yakalandığına dair önceki haberler geri çekildi, zira NATO’yu utanç verici bir duruma düşürmemek için anlaşma uyarınca, militanlarla birlikte otobüslerle şehirden ayrılmalarına izin verildi.

Free West Media, kendisi de bir Halepli olan Suriyeli milletvekili Faris Şihabi’yle bir röportaj yaptı. Şihabi, şehirdeki keşifleri “Suriye Skandalı”  (“SyriaGate”) diye adlandırıyor.

– Bay Şihabi, Avrupalı ana akım medya ve önde gelen politikacılar, Halep’in Suriye Arap Ordusu tarafından kurtarılması karşısında altüst oldu. Ordunun gerçekleştirdiği katliamlar ve Halep’te dehşeti yaşayan siviller hakkında haberler yazıyorlar…

– Durum bunun tam tersi. Avrupa’daki haberler gerçek bir sorun, zira Suriye’deki gerçeklerin tam tersi haberler yapıyorlar. Halep’te teröristler tarafından rehin alınan yaklaşık 100 bin sivili kurtarabildik. İçlerinden çoğu dört yıldan uzun zamandır rehin alınmış haldeydi. Bu özgürleştirilen siviller şimdi mutlular. 2012’den beri Halep’i terk etmiş olan 1,5 milyon sivil şimdi geri dönebiliyor. Bu, Halep için ve genel olarak Suriye için son derece olumlu ve mutlu bir andır. 4,5 yıldır ilk defa Halep’te Noel’i kutlayabildik – şimdi şehrimizde her gün Noel’i kutluyoruz!

– Şu halde teröristler şehri tamamen terk etti?

– Evet, fakat gitmeden önce yüzden fazla Suriye askerini ve yüzlerce sivili infaz ettiler. Bu kişilerin cansız bedenlerini bulduk. Bunların hepsi belgelendi. Her türlü bağımsız soruşturma, teröristlerin bu suçlarının kanıtlarını görebilir ve kontrol edebilir. Fakat şimdi şehrimizin kurtarılmış olması nedeniyle mutluyuz. Bir sonraki adım kırsalı özgürleştirmek olacak, bu şekilde şehir koruma altına alınacaktır.

– Şam, Halep’te Batı’ya ait dev miktarda silah ve cephanelik gibi askeri malzemeler bulunduğunu bildirdi…

– Orada bulduğumuz şey, terörist güçler tarafından eski okul binalarında oluşturulmuş büyük silah depolarıydı. Okullarımız El Kaide’nin askeri üslerine dönüştürülmüştü. Bu El Nusra üslerini – El Nusra El Kaide’nin bir koludur – NATO silahlarıyla dolu halde bulduk. Bu silahlardan tonlarcasını bulduk. Ben bunu “Suriye Skandalı” diye adlandırıyorum: ABD ve NATO, egemen bir ülkenin meşru hükümetini devirmek için, BM’nin resmi terör listelerinde bulunan bulunan terörist çeteleri bile silahlandırıyor ve destekliyor. Bu, Batı açısından bütünüyle absürttür…

– Neden absürt?

Çünkü hiç kimse bir gün bu silahların bu teröristler tarafından bizzat Batı’ya karşı kullanılmayacağını garanti edemez. Amerikalı ve Avrupalı vergi mükellefinin parası, silahlarını herhangi bir zamanda Amerikalı ve Avrupalı sivillere yöneltmeye hazır terörist çeteleri silahlandırmak için istismar ediliyor. Bu, dev bir skandaldır.

– Halep’in teröristlerin kontrolündeki bölgelerindeki Batılı askeri ve istihbari uzmanlar ve danışmanların varlığı hakkında ne biliyorsunuz? Daha önceki haberler yakalanan NATO personelinden söz ediyordu.

– Halep’te herhangi bir Avrupalı ya da Amerikalı askeri danışman yakalamadık. Ancak elimizde, onların çoğunun orada olduğu ve terörist güçlerin teslim olduktan sonra tahliye edilmeleri için gönderdiğimiz otobüslerle şehri terk ettiği hakkında güvenilir bilgiler var. Aralarında, New York’tan bir Afro-Amerikalı olan ve Suriye’deki El Kaide çetelerini yüksek sesle destekleyen Bilal Abdülkerim gibi sözde aktivistler de var.  

Kerim’in Halep’teki varlığı Obama yönetimi tarafından destekleniyordu ve Batı haberlerinde çoğu zaman kendisiden “bağımsız gazeteci” diye bahsediliyordu. Halep’i otobüslerle terk edenler arasında başka Batılı ajanlar ve terörist destekçileri de vardı. Bu arada Batı’nın bu tahliyeleri bu kadar ısrarla istemesinin nedeni buydu. Aksi halde tüm bu ajanlar, danışmanlar ve destekçiler tarafımızca yakalanacak ve ifşa olacaktı. Bu, Batı için büyük bir utanç olurdu.

– Halep’in yazgısı son 4,5 yılda Batı medyasında o kadar da büyük bir rol oynamadı. Suriye Arap Ordusu’nun kurtarma operasyonunun başlangıcından itibaren durum bütünüyle değişti: Birden bire Batılı medya, politikacılar ve STK’lar kampanya yürütmeye başladı – ve bu Suriye Ordusu’na karşıydı. Suriye Ordusu’nu Halep’te “katliam” yapmakla, hastaneleri bombalamakla, çocukları ve bebekleri öldürmekle suçladılar…

– Biz Suriyeliler kan ve yıkım bedeli ödedik. Bizim kanımız, bu Batı yalanlarının ve “yanlış anlamalarının” bedelidir. Batı’da birileri her zaman “Özür dilerim, benim sandığım gibi değilmiş!” diyebilir, fakat biz bu korkunç cehaletin bedelini kanımız ve canımızla ödedik. Halep 2012 yazında El Kaide tarafından ele geçirildi. Buna Haleplilerden destek veren yoktu; şehrimiz son derece barışçıydı, kimse hükümete karşı silahlanmadı. Ancak ağır silahlı teröristler şehrimizin yüzde 70’ini ele geçirdi. 2012 yılında Doğu Halep’te yaklaşık iki milyon sivil yaşıyordu, bunlardan 1,5 milyonu işgal edilmiş topraklardan güvenli bölgelere kaçtı. Batı’da hiçkimse hükümet kontrolündeki bölgelere kaçan bu 1,5 milyon insandan bahsetmedi. Amerika ve Avrupa sessizdi. Batı’da hiç kimse, dört yıl boyunca teröristlerin rastgele füze saldırılarında ve bombalamalarında ölen 11 bin sivile ilgi göstermedi. 4,5 yıl boyunca masum sivilleri teröristlerin el bombaları, patlayıcıları ve sniper’ları nedeniyle kaybettik.  

Avrupalı politikacılar, medya ve STK’lar, Halep’teki sivillerden ziyade teröristlerin kaderini daha fazla önemsiyor gibi mi görünüyor?

– Bu davranışın başka izahatı olamaz. Bir kez daha söyleyelim: 4,5 yıl boyunca teröristler Halep’teki sivillere cehennemi yaşattı, ama Batı oralı olmadı. Biz teröristlerin kontrolündeki bölgeleri özgürleştirdiğimiz zaman ise Batı, bize karşı dev bir kampanyayla tepki verdi. Aynı zamanda bütün bir Batı medyası, Irak’ın Musul şehrinin sözde “İslam Devleti” üyesi teröristlerden kurtarılması için kampanya yürütüyor. Neden Musul’u kurtarmak serbest de Halep’i kurtarmak yasak?

Bu büyük bir ikiyüzlülüktür. Batılı kitlelere kendilerini bizim yerimize koymalarını tavsiye ediyorum. On binlerce El Kaideci teröristin Berlin, Paris veya Londra’nın yarısını ele geçirdiğini tahayyül edebilir misiniz? İnsanlar ne yapardı? Ordunun şehri kurtarmasını umarlardı. Biz Halepliler olarak da 4,5 yıl boyunca kurtulmayı bekledik! Fakat sivil ölümlerini en aza indirmek için bu fedakarlığı yapmak zorunda kaldık. Bir süper gücün – Rusya Federasyonu – bize yardım etmesini beklememiz gerekti. Eğer ordumuz 2012’de hemen karşı saldırıya başlasaydı, binlerce sivil kaybı ve çok daha büyük bir yıkım gerçekleşebilirdi. Fakat bekledik ve şehrimizi özgürleştirdik. Allah’a şükürler olsun.

(Röportaj: Manuel Ochsenreiter)

Free West Media / Global Research

407 dəfə baxılıb
Loading ...
Nur-Az Xeber
06.08.17, 00:54
Ruhani ABD'yi eleştirdi
02.08.17, 18:34
Referandum inadı
28.07.17, 17:47
Rusya'dan ABD'ye Tehdit
04.07.17, 23:58
ABD'ye Rest Çektiler
04.07.17, 23:56
'Vesayeti kabul etmedik